Garret Hardin’in 1968 tarihli ‘Ortak Malların Trajedisi’ isimli makalesi herkesçe bilinmekte ve literatürde çokça tartışılmaktadır. Meşhur örneğinde söylediği üzere, ortak kullanım alanı olan bir arazide bir çobanın koyunlarını otlatma serbestisi, rasyonel bir varlık olan diğer çobanların da benzer şekilde kazancını artırmak için kendi sürüsüne daha fazla koyun ilave ederek aşırı otlatmalarına neden olur. Dolayısıyla, bu durum ‘herkesi iflasa götürür’ (Hardin, 2003: 17). Günümüzde bu sorunun üstesinden gelmek için farklı yaklaşımlar sunulsa da (Atik, 2020; Wiener, 2016: 67-9), ‘küresel müşterekler’ üzerine karşılıklı iş birliği sorunu devam etmektedir (Wiener, 2016:68). Konuyla ilgili bir önceki yazıda bu sonuca götüren ihmalin sosyo-psikolojik nedenleri üzerine değinmiştik. Bu yazıda ise Jonathan Wiener’in ‘ortak olmayan malların trajedisi’ olarak tanımladığı, toplum tarafından ihmal edilen ‘ender katastrofik riskler’in sosyal-psikolojik ve ekonomi-politik nedenlerini incelediği makalesinin bir bölümünün kısa bir özeti sunulacaktır.

Müşterek malların trajedisi, sınırlı kaynakların birden çok aktörün serbest bir şekilde kendi çıkarlarını artırmak için dahil olduğu tüketimin sonuçlarını yansıtmaktadır. Aşırı otlatma, ormansızlaşma, balıkların aşırı avlanması, hava kirliliği buna örnek gösterilebilir. Burada önemli olan, birden fazla aktörün dahil olmasıdır. Ancak, müşterek olmayan malların trajedisinde ise tek bir aktörün ihmali ciddi sonuçlar doğurmaktadır (s.69). Burada ender katastrofik risk olarak tanımlanan şeyler ise ‘düşük sıklıkta, ancak aşırı büyük hasara’ (s.69) neden olan risklerdir. Pandemik hastalıklar, dünya savaşları, asteroidler, iklim değişikliği ise bu risklere örnek gösterilebilir.

Literatürde mega-katastrofik risklerin sistematik ihmali farklı boyutları ile tartışılmıştır. Wiener, bunun ‘ihmalin trajedisi’ olarak tanımladığı üç boyutunu göstermektedir; ulaşılmazlık (unavailiability), kitle uyuşukluğu (mass numbing), engellenmezlik (underdeterrence).

Psikolojideki ulaşılabilirlik kestirme yolu (availability heuristic) düzenlemelerin neden kriz odaklı olduğunu açıklamaktadır. Çünkü insanlar olarak bizler, en yakın olan risklere tepki verme eğilimdeyiz. En yaygın örnek olarak insanların rutin risklere değil, olağandışı dramatik tehditlere tepki vermesi gösterilebilir. Araba kazalarından değil uçaklardan korkmak, buna örnektir. Ya da kömür madenciliği kazalarına verilen tepkinin, kömür kullanımı ile artan hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunlarına verdiğimiz tepkiye göre daha fazla olması, sistematik ihmalin ulaşılmazlık (unavailiability) boyutunu göstermektedir. Özetleyecek olursak; riskler dramatik oldukça, ona karşı daha fazla eğilim göstermekteyiz. Ancak bu riskler rutin haline geldikçe ise insanların gösterdiği tepki azalmaktadır. Ulaşılmazlık durumu ise insanların uzak tehditlere karşı tepki vermediğini söylemektedir.

1. ‘Availability’ in expert vs public perceptions of risk
2. ‘Unavailability’ of extreme risks in expert vs public perceptions of risk

Diğer taraftan insanlar, daha önce tecrübe ettiği, ancak düşük olasılıklı diğer birçok risklere karşı yüksek eğilim gösterebilmektedir. Yapılan çalışmalar da anlatıların veya uyarmaların yaşanmış olana göre etkisiz olduğunu göstermektedir. İnsan beyninin olaylara gösterdiği tepki iki sistem üzerinden işlemektedir (s.71) Olaylara karşı daha yavaş ve analitik bir yaklaşım geliştiren ikinci sistemin bu yapısına rağmen, araştırmalar nihai olarak, insan beyninin bir önceki tecrübelerine dayanarak hipotetik bir yaklaşım geliştirdiğini göstermektedir. Dolayısıyla, insan beyni, ender olarak ortaya çıkan tehditlere tepki vermede yetersiz kalmaktadır.

Müşterek olmayan risklerin ihmalinin ikinci boyutu, etkilerinin çok büyük olmasıdır. Kabaca, büyük etki, ‘kitlesel uyuşukluğa’ neden olur. İnsanlara belirli bir ödül karşılığında tehlikede olan insanların kurtarılması sorulduğunda, riskte olan insanların sayısı arttikça, onları kurtarma isteğinin de azaldığı görülmüştür. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, kişisel yetersizlik duygusu olabilir. Yani, daha fazla insan risk altında olduğu zaman, kendi katkısının bir etkisinin olmayacağı düşüncesidir. Örneğin, dünyanın sonu geldiği söylendiği zaman, bu, insanları mobilize etmekten çok âtıl duruma düşürmektedir. İkincisi ise kimliği belirlenmiş bir mağdura halkın daha güçlü tepki vermesidir. Rahibe Teresa’nın, ‘kitleye bakarsam harekete geçmem, ancak bir kişiye bakarsam geçerim’ vurgusu da bununla ilişkilidir.

3. ‘Mass numbing’ in valuation of risk

Ortak olmayan risklerin ihmal edilmesinin üçüncü bir boyutu, geleneksel yasal mekanizmaların caydırıcı etkisinin zayıf olması veya hiç olmamasıdır. Bunun bir nedeni, ender katastrofik riskler o kadar güçlüdür ki, hukuki sorumluluk durumu karşılanamamaktadır. Yani, hukuk sistemi zaten çalışamayacak duruma gelecektir. Bu yüzden sıgorta yaptırmak da bu tip riskler için anlamsız olmaktadır. İkincisi, eğer, beklenen zararlar firmanın varlıklarını aşıyorsa firmanın zararları önlemek için tedbir almaya yeterli teşviki olmayacaktır. Üçüncüsü ise böyle bir durum ortaya çıktığında dava edecek kimselerin olmayışıdır.

Özetleyecek olursak; Hardin’in makalesini yazdığı dönemden bugüne ortak malların trajedisi ile ilgili birçok çalışma yapılmış ve yerel düzeyde bu sorunların üstesinden gelinecek çözüm önerileri sunulmuştur. Jonathan Weiner ise insanların daha fazla ihmal ettiği ve üzerinde uzlaşılacak politikaları üretmenin güç olduğu bir konuya, ortak olmayan malların trajedisi üzerine yazmış ve politika önerilerini sunmuştur. Bu yazıda makalenin birinci kısmı özetlenmiştir. Makalenin ikinci kısmı, kötü yönetimin trajedisi (tragedy of mismanagement) üzerine olan tartışmalar için makalenin kendisine bakabilirsiniz.

İlgili makale: Jonathan Weiner (2016), ‘The Tragedy of the Uncommons: On the Politics of Apocalypse’, Global Policy, Volume 7, Supplement 1, pp.67-80.

Ders videosu: Jonathan Weiner (2017), The Tragedy of Uncommons, CSER Cambridge (https://www.youtube.com/watch?v=Fb_uyhpKurI&t=1264s)

Kaynakça

  1. Jonathan Weiner (2016), ‘The Tragedy of the Uncommons: On the Politics of Apocalypse’, Global Policy, Volume 7, Supplement 1.
  2. Elif Atik (2020), ‘Ortak Malların Trajedisine Farklı Bir Bakış: Müştereklerin Özelleştirilmesi Trajediyi Bitirir Mi?’, Medium.
  3. Garret Hardin (2003), ‘Ortak Malların Trajedisi’, Çev. Yusuf Şahin, Piyasa, Vol. 5.

 

 

 

 

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster