Temiz hava yaşamdır. Hava sayesinde bitkiler büyür ve yaşam çeşitlenir. İnsan ancak temiz hava olursa yaşar. Bazı parçacıklar doğal olarak, volkanlar, toz fırtınaları, orman ve otlak yangınları, canlı bitki örtüsü ve deniz spreyi kaynaklı ortaya çıkar. Başta kömürlü termik santraller olmak üzere tüm endüstriyel tesisler, madencilik, trafik, tarlalarda yakılan anız, evlerde ısınmak için kullanılan odun ve kömür, ulaşım araçları, sanayi ve evlerimizde kullanılan fosil yakıtlar ve ayrıca inşaatlar nedeniyle zararlı gaz ve tozlar gibi kirleticiler ise insan faaliyetleriyle oluşur. Tüm bu faaliyetler sonucunda ortaya çıkan gazlar ve partikül maddeler doğaya ve sağlığımıza zarar veriyor. Bu partikül maddelerin büyük boyutlu olanları yere çökerken saç telinden bile küçük boyutta olanları kilometrelerce yayılabiliyor.

Temiz hava sağlıktır!

Dünya nüfusunun %91’i kirli hava soluyor. Parçacık maddeler solunum yoluyla ciğerlerimizin en derin köşelerine nüfus edebiliyor. Akciğerler üzerinden kana karışabiliyor. 2018 yılında Türkiye’de nüfusun %99,9’u kirli hava soludu (Dünya Sağlık Örgütü Verilerine göre hesaplanmıştır). 2017 yılında hava kirliliği 52.000 insanın erken ölmesine neden oldu (Temiz Hava Hakkı Platformu rapor verilerine göre). Dünyada ise her yıl 4.200.00 insan hava kirliliğine bağlı sebeplerle erken ölüyor (Dünya Sağlık Örgütü hesaplarına göre). Hava kirliliği özellikle akciğer ve mesane kanserine, astım gibi kronik solunum yolu hastalıklarına, erken ölümlere, kalp hastalıklarına, felç sebepli ölümlere ve daha pek çok hastalığa neden oluyor. Solunum yoluyla anne adayının vücuduna giren parçacık maddeler bebekte düşük doğum ağırlığına veya zekâ geriliğine sebep olabiliyor. Çocuklar parçacık maddelerle kirlenen havadan yetişkinlere göre daha fazla etkileniyor.

Atmosferdeki Aerosollerin Kaynakları: Aerosoller atmosferin görünen yüzüdür. Küçük katı partiküllerin veya sıvı damlacıkların gaz içinde dağıtılmasıyla oluşan kolloidal sistemlerdir. Atmosfer boyunca mevcuttur.

Şekil 1. Çin’in Shenzhen şehrinden bu fotoğrafında olduğu gibi puslu göklerden aerosol büyük ölçüde sorumludur. (Fotoğraf 2010 Pseudo-san)

Gazların karışımı, aynı zamanda havada asılı halde bulunan katı ve sıvı partikülleri de (aerosol) içermektedir. Farklı uzmanlar parçacıkları şekil, boyut ve kimyasal bileşime göre tanımlar. Toksikologlar aerosolleri ultra ince, ince veya kaba madde olarak adlandırırlar. Düzenleyici kurumlar ve meteorologlar, büyüklüklerine bağlı olarak genellikle partikül madde (PM2.5 veya PM10) olarak adlandırırlar. Bazı mühendislik alanlarında nanopartiküller denir. Medya genellikle duman, kül ve kurum gibi aerosol kaynaklarına işaret eden günlük terimleri kullanır. PM2.5 bir insan saç telinin yaklaşık %3’ü büyüklüğündedir. Bazı partiküller (parçacıklar) belirli bir kaynaktan doğrudan salınırken bazıları atmosferde gazlar ve parçacıklar birbirleriyle kimyasal olarak etkileşime girdiğinde oluşur. Örneğin, santrallerden çıkan gaz halindeki kükürt dioksit, havadaki oksijen ve su damlaları ile reaksiyona girerek, ikincil bir parçacık olan sülfürik asidi oluşturur. PM2,5 olarak adlandırılan ince parçacıklar ise çeşitli kaynaklardan gelebilir. Bunlar arasında enerji santralleri, fabrikalar, motorlu taşıtlar ve uçakların yakıt artıkları, evlerdeki odun ve kömür kullanımı, orman yangınları, tarımsal yanma, volkanik patlamalar ve toz fırtınaları yer alır. Santrallerden çıkan gaz halindeki kükürt dioksit, havadaki oksijen ve su damlaları ile reaksiyona girerek, ikincil bir parçacık olan sülfürik asidi oluşturur. PM10 kirleticiler için; toz, polen, küf gibi 10 mikron ve daha küçük parçacıkları örnek verebiliriz.

Şekil 2. Deniz tuzu, toz ve volkanik kül üç yaygın aerosol türüdür. (Fotoğraf Katherine Mann.)

Aerosollerin ve parçacıkların bileşimi kaynaklarına bağlıdır. Rüzgâr üflemeli mineral tozu, mineral oksitler ve Dünya’nın kabuğundan üflenen diğer malzemelerden yapılma eğilimindedir; bu parçacık ışığı emicidir. Deniz tuzu, küresel aerosol bütçesinde en büyük ikinci katkı maddesi olarak kabul edilir ve esas olarak deniz spreyi kaynağı sodyum klorürden oluşur. Atmosferik deniz tuzunun diğer bileşenleri deniz suyunun bileşimini yansıtır ve bu nedenle magnezyum, sülfat, kalsiyum, potasyum içerir.

Şekil 3. Birincil ve İkincil Kirleticiler

Aerosollerin büyük bir kısmı kütlece yüzde 90 oranında doğal kökenlidir. Örneğin volkanlar, kükürt dioksit ve diğer gazların yanı sıra havaya büyük miktarda kül bırakır ve sülfat verirler. Orman yangınlarıyla kısmen yanmış organik karbon havaya yükselir. Bazı bitkiler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Büyük Dumanlı Dağlarında “duman” gibi aerosoller vermek için havadaki diğer maddelerle reaksiyona giren gazlar üretir. Benzer şekilde, okyanusta bazı mikroalg türleri, atmosferdeki sülfatlara dönüştürülebilen dimetil sülfür adı verilen kükürtlü bir gaz üretir.

Aerosollerin geri kalan yüzde 10’u antropojenik veya insan yapımı olarak kabul edilir ve çeşitli kaynaklardan gelirler. Doğal formlardan daha az olmasına rağmen, antropojenik aerosoller, kentsel ve endüstriyel alanların hava rüzgârına hâkim olabilir. Fosil yakıt yanması, sülfat aerosolleri oluşturmak için atmosferdeki su buharı ve diğer gazlarla reaksiyona giren büyük miktarlarda sülfür dioksit üretir. Arazileri temizlemek ve çiftlik atıklarını tüketmek için yaygın bir yöntem olan biyokütle yakma, esas olarak organik karbon ve siyah karbondan oluşan duman üretir. Çöl tozu, bitki örtüsünden gelen uçucu organik bileşikler, orman yangınlarından çıkan duman ve volkanik kül doğal aerosol kaynaklarıdır.

Şekil 4. NASA Earth Observations’dan MODIS verilerine dayanan Robert Simmon’un NASA haritası. Alıntıdır https://neo.gsfc.nasa.gov/

Bu harita, aerosollerin küresel dağılımını ve büyük veya küçük aerosollerin oranını göstermektedir. Yoğun renkler kalın bir aerosol tabakasını gösterir. Sarı alanlar, toz gibi ağırlıklı olarak iri taneciklerdir ve kırmızı alanlar duman veya kirlilik gibi ince aerosollerdir. Gri, veri olmayan alanları gösterir (Şekil 4).

Şekil 5. Toz fırtınaları(üstte) ve orman yangınları(yanında) geçici ise aerosol kaynakları önemlidir. (NASA görüntüleri Jeff Schmaltz, MODIS)

Kirleticiler, Kaynakları ve Etkileri:

CO: Kaynakları: Eksik yanma ürünü ve otomobil emisyonları. Etkileri: Hemoglobil ile reaksiyon, O2 taşıma kapasitesinde azalma ve ölüm.

Uçucu Organik Bileşikler (UOB): Kaynakları: Eksik yanma ürünü, benzin buharlaşması, kimyasal madde dökülmesi v.b. Etkileri: kanser ve duman gibi ikincil kirletici oluşturmasıdır.

Partiküller (soot, toz, kül): Kaynakları: Endüstriler, madencilik tesisleri, termik santraller, tarımsal aktiviteler ve inşaat çalışmaları. Etkileri: ince partiküller, asbest gibi mineralojik partiküller, PM içindeki tehlikeli ağır metaller (Pb, As, Hg vb.) sağlık açısından tehlike oluşturur.

Kükürt oksitler: Kaynakları: Termik santraller, endüstriler, fosil yakıt yanması. Etkileri: Koku, göz ve nefes yolu rahatsızlıkları, asit yağmurları.

Azot oksitler: Kaynakları: Yüksek sıcaklıkta yakma prosesleri, otomobil emisyonları, termik santraller. Etkileri: Göz ve nefes yolu hastalıkları, asit yağmurları.

İnce partiküller, çok küçük ve hafif olduğundan, daha ağır partiküllerden daha uzun süre havada kalma eğilimindedir. Bu durum, insanların ve hayvanların bu partikülleri solunum yoluyla içine çekme olasılığını arttırır. Küçük boyutları nedeniyle, (2.5 mikrondan küçük) bu partiküller burun ve boğazdan rahatlıkla geçebilir ve ciğerlere nüfuz edebilir ve hatta bazıları dolaşım sistemine bile girebilir.

Araştırmalar, bu ince partiküllere maruz kalma ile kalp ve akciğer hastalığından erken ölüm arasında yakın bir bağ olduğunu ortaya koymuştur. İnce parçacıkların astım, kalp krizi, bronşit ve diğer solunum problemleri gibi kronik hastalıkları tetiklediği veya kötüleştirdiği bilinmektedir. İnce parçacıklı madde (PM2.5) olarak adlandırılan, akciğerin gaz değişim bölgelerine (alveolus) nüfuz etme eğilimindedir.

Türkiye’nin yaklaşık yüzde 80’i fosil yakıtlardan enerjisini sağlıyor. Artık fosil yakıtlardan vazgeçmemiz, yenilenebilir enerjiyi baz almamız gerekiyor. Çünkü karbondioksit sera gazlarını artırıyor, hem hava kirliliğine ve olumsuz etkilere yol açıyor hem de iklim krizini tetikliyor.

Gülsu FINDIK

KAYNAKÇA

San, Pseudo. Shenzhen Sprawl. 25, 09, 2010. [dijital görsel]. Alıntıdır https://www.flickr.com/photos/pseudo-san/5024446919/

Gerçekoğlu, Hakan. PM2.5 Nedir Neden Tehlikelidir. 01,2018. Erişim https://drhakangercekoglu.com/genel/pm2-5-nedir-neden-tehlikelidir.html

Mann, Katherine. [dijital görsel]. Alıntıdır http://www.katherinemann.net/

Chin, M., Diehl, T. Ginoux, P. ve Malm, W. (2007). Kirlilik ve toz aerosollerinin kıtalararası taşınması: bölgesel hava kalitesi için etkileri. Atmosferik Kimya ve Fizik, 7, 5501-5517.

Simmon, Robert. NASA Earth Observations Aerosol Optical Thickness. [dijital görsel]. Alıntıdır Erişim https://neo.gsfc.nasa.gov/

Chin, M., Kahn, R., ve Schwartz, S. (2009). Atmosferik Aerosol Özellikleri ve İklim Etkileri: ABD İklim Değişikliği Bilim Programı ve Küresel Değişim Araştırmaları Alt Komitesi Tarafından Hazırlanan Bir Rapor. Washington, DC: NASA.

T.C. Resmi Gazete. Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği. 06.06.2008. Sayı:26898 Erişim https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=12188&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

Seinfeld, J. (2008). Atmosferik bilim: Siyah karbon ve kahverengi bulutlar. Doğa Jeobilimi, 1, 15-16.

Schmaltz, Jeff. NASA görüntüleri. [dijital görsel]. Alıntıdır https://visibleearth.nasa.gov/collection/1653/rapid-response-gallery

Remer, L., vd., (2008). MODIS uydu sensörlerinden ortaya çıkan bir aerosol iklimbilim. Jeofizik Araştırmaları Dergisi, 113, D14S01.

Güllü, Gülen. Hava kirliliği ve etkileri. Ders notları. Erişim http://www.kursatozcan.com/ders_notlari/cevre_sorunlari/2_hava_kirliligi_etkileri.pdf

Bloomberg L.P. Kirlilik Parçacıkları Daha Yüksek Kalp Krizi Riskine Yol Açıyor 17,01,2008. Erişim https://web.archive.org/web/20110629014447/http://www.bloomberg.com/apps/news?pid=washingtonstory&sid=aBt.yLf.YfOo

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster